Sanki bu yıl hiç bitmeyecek, sanki bi daha hiç denize girmiycem, sanki sevgilimle tüm gün evde miskinlik yapamıycaz gibi geliyodu ya bana; bitti evet sonunda bir öğretim yılı daha benim için bitti.
Okumadığım tüm dergiler, kitaplar, gezemediğim mağazalar, aylardır hazırlayamadığım blog sayfam, ihmal ettiğim bi sürü arkadaşım, balkondaki düğün çiçeğim, açamadığm ev hediyelerim, fotograf makinem, plaj terliklerim ve güneş kremim; geldim
ArşivHaziran, 2006
i’m home
evim evim tatlı evim
Şehirdeki tüm mobilyacılar gezdim, koltuğun rengi, dolabın iç çekmecesi , şifonyerin aynası, kitaplığın boyu, sandalyelerin minderi derken mobilyacılar evim gibi oldu öyle çok gittim ki oraya; çalışanları düğünüme bile davet ettim.
Zor, bazen yorucu ama bi o kadar da zevkli (benim için, sevgilim için asla! ) mobilya seçme süreci sonunda bitti, yeni cicilerimiz evimize geldi kurulumu yapıldı biz evlendik, aradan 6 ay geçti ama sorun şuydu: ben o kadar özene bezene aldığım eşyalarla kısıtlı bütçeyle hayalimdeki evi kurmanın keyfini yaşayamadım bi türlü, çünkü evimde vakit geçiremiyordum çünkü çok yoğun çalışıyordum!

E noldu hastalandım tabi ama hastalanmayı hiç bu kadar sevmemiştim,hasta olup da kendimi hiç böyle mutlu hissetmemiştim, bir haftadır işe gitmiyorum , üstün performansımdan dolayı kimsecikler de bişi söylemiyor ve ben evimde vakit geçirebiliyorum
Hele ilk gün çok heyecanlandım, tüm gün ne telefon geldi ne soru çözdüm ne eve öörenci geldi ne de evden dışarı adım attım, evimdeki armut koltuğa daha yeni oturup
ayaklarımı yepyeni sehpaya uzatıp gazete okudum , mutfaktaki tost makinasını daha bu sabah açıp sefgilme ekmek kızarttım, kutusundan yeni çıkardığım bardaklarla dün çay içtim, sevgilimle film izledim, yemek yaptım, oje sürdüm,kitaplığımın rengi ile masanın ne güzel uyduğunu görüp gülümsedim, 5 tane borcam tencerem olduğunu farkettim, 2 sini anneme vermeye karar verdim, saçlarımı ördüm, fotograf çekmek için ortalığı topladım ve karar verdim, ben ev hanımı olmak istiyorum , artık hayalimde meslek budur!
Mor ve ötesi…

benimküçük sevgilim
sen bana neler yaptın
böldün parça parça
onlar bilmez onlar bilmez
bakarlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi
… continue reading this entry.
4-8-15-16-23-42
Tatilin gelmesi evet güzel hoş ama…
ya LOST
ya Sawyer ve taktığı isimler
ya sahte henry gale
ya desmonda aşık kız ve babası
ya kutuplardaki manyetik hareketlenmeyi bulan denizaltı
ya hurly
ya locke
ya jack ve kate
ya wolt ve michaelın denize açılması
ya binlerce soru işareti ve ayrıntı!!
Bunların hepsi ile birlikte tatil yapmak balayını 38 böüm lost izleyerek geçiren biz için zor olcak, bi de son zamanlarda kaç sezon loacagı hakkındaki söylentiler de can sıkıcı 6 sezona yürek mi dayanır, 3 ü geçmesin diye dualar etmekteyim…
lost meraklılarına minik bir hediye : Sawyer Sawyer Locke
İçimdeki seyyah…
Şiirler okuyorum anlatıyor
“unutmadım Revannalı kadınları” diyor,
bu kadınları kıskanmak istiyorum…
Venedik’te rahibelirin işlettiği pansiyonun duvarları ne renk bilmek, duvarlarında asılı tablolar bakmak istiyorum…
Saint Marco meydanındaki mask dükkanından alışveriş yapmak, Davut heykeline dokunmak istiyorum…
Floransa’dan sıkılıp romaya geçmek ve Vatikana çıkmak istiyorum, Sistine Chapel’i kapalı olduğundan gezemedigim için üzülmek Gaudinin yaratık evlerine bakıp tüylerimin ürpermesini istiyorum…
Fas sokaklarında esrar çekenleri koklamak, ispanyol aksanlı bi şarkıcıdan jazz dinlemek istiyorum…
Loure müzesi bahçesindeki canlı heykellerin biriyle öpüşmek , eyfel kulesinin en tepesinden sen nehrini seyretmek istiyorum…
dublinde bir meydanda sıcak bira içim james joyce okumak ağlamak , kulaklığımda U’2 dan love rescue me dinlemek istiyorum…
londrada faşistlere küfretmek slogan atmak ve makina müzeyi gezmek araba kiralayıp kullanamak istiyorum…
Finlandiya da ren geyiği eti ve somon balığı yemek ,üşümek aydınlıkta uyumak istiyorum…
zürihte kayıp stilleri aramak , istasyonda ben kayıp sitillerim diye bağırmak istiyorum
istiyorum hepsini cok istiyorum..
Yok gitmek… var kalmak…



